güzel bir gün... kızarkadaşım ayşegül'ün beni aramasından sonra kendimi iyi hissetmeye başladım... aramasaydı kötü bir gün mü olacaktı? halbuki güneş aynı güneş...
seni özlüyorum... ama sevmiyorum... bu sefer doğru söylüyorum... sevmiyorum... seni nasıl sevebilirim ki? söyleyebilir misin? cevap verebilir misin? ne o: susuyor musun...
bostancı'da sana aldığım çiçeği düşün... gecenin ortasında kalkıp acıbademde içtiğimiz kahveleri... kızkulesinin karşısında içtiğimiz çayları... beni yeniden sev... yine yine yine yeniden yanımda ol... ol... ya beni yeniden sev... ya...
hadi beni öldür... beni tanımayarak öldür... beni unutarak... beni kaybolarak öldür... saçmala ve ben öleyim... beni terk et ve benim terk ettiğimi söyle... beni öyle suçla ki şaşırıp kalayım... beni arama,...
bugün ilk defa dilini bilmediğim bir ülkede yaşama arzusu hissediyorum içimde... az konuşmak çok susmak... hatta bildiklerimi de unutmak... bir ağacı görünce hafızamdan "ağaç" kelimesini bilincime çağırmaktansa...
sabah kahvaltısında sadece meyve yedim... yok yok kilo sorunum yok, hiç olmadı da... öyle bir bazal metabolizmam var ki böyle bir sorun yaşamadım... daha çok iştahsızlık sözkonusu son...